Oryantalizmin Anlam ve Muhtevası





Author: Prof.Dr. Suat YILDIRIM - min read. - Post Date: 07/07/2020
Clap

Oryantalistlerin en önemli çalışmalarından biri İslam Ansiklopedisi'dir. Son neşrinde görülen İslâm’ın temel kavramlarına yönelik art niyetli ve taraflı bakış açısı, yeni neşirde de büyük ölçüde devam etmekte ancak bazı maddelerdeki yanlış bilgi ve asılsız iddialara bu neşirde daha az rastlanmaktadır.

Oryantalizm Batı’da ve Doğu’da oldukça önemlidir. Doğu ile ilgili bir mesele çıkar çıkmaz şarkiyatçıların bu konudaki çalışmalarına bakılmaktadır. Bu, Batı’daki durumdur. İslâm dünyasında da, doğrudan ya da dolaylı olarak müsteşriklerin etkileri görülmektedir.

Özellikle İslâm ülkelerini yönetenlerin bakış açılarını ve değerlendirmelerini büyük ölçüde şarkiyatçıların fikirleri etkilemektedir. Zira ülkeleri yönetenler, siyasî bakımdan büyük güçlerin tesiri altındadırlar. İcraatlarında onların telkinlerinden uzak kalamamaktadırlar. Batılı liderler kendi ülkelerinin yetiştirdiği ilim adamlarını öne çıkarmada başarılıdırlar. Meselâ, 1911 yılında Kahire Üniversitesi kurulurken kuruluş planlarını Macar asıllı Alman müsteşriki İ. Goldziher hazırlamıştır. İstanbul’da 1953’de Edebiyat Fakültesi’nde İslâm Tetkikleri Kürsüsü kurulması teklif edildiği zaman burada okutulacak tefsir, hadis, İslâm akidesi derslerinin İ. Goldziher’in eserleri esas alınarak öğretilmesi istenmiştir.

Kaddafi, Libya’daki okullarda okutulacak İslâm Tarihi ders müfredatının hazırlanmasında, İngiliz müsteşriki Montgomery Watt’ın görüşüne müracaat etmiştir. Fransız müsteşriki J. Berque (ö.1996), Suudi Arabistan’ın bedeviler meselesini halletmesi için danışman olarak çağrılmıştır. Araplara sempatisi ile meşhur olan bu zatın, özellikle 1960-1990 döneminde Irak’tan Fas’a kadar uzanan geniş Arap dünyasında büyük bir nüfuzu vardı.

İngiliz vatandaşı iken, hayatının ikinci yarısında Amerika’ya yerleşen Princeton Üniversitesi öğretim üyesi, Bernard Lewis’in Türkiye’de büyük nüfuzu vardır. Modern Türkiye’nin Doğuşu1 gibi bir çok kitabın yazarıdır. Güzel bir Türkçesi olup, hemen her yıl Türkiye’ye gelmekte, televizyonlarda mülâkatları yayınlanmaktadır. Bundan 15 yıl kadar önce Türkiye’nin tek TV kanalı TRT’de 3 gün devam eden uzun ve önemli röportajı, hayli yankı uyandırmıştı. Sovyetlerin dağılmasından sonra Türk dünyası hakkında Batı; özellikle Amerika Birleşik Devletleri siyasî stratejisinin belirlenmesinde bu zatın payı büyüktür. 2002 yılında İstanbul’da yapılan tarihî İslâm ülkeleri-Avrupa ülkeleri zirve toplantısının baş aktörlerinden biri de bu kişi olmuştur. Bunlar ilk anda hatıra gelen örneklerdir.

 

Şarkiyatçıların Hazırladığı İslâm Ansiklopedisi

Demek ki müsteşrikler İslâm ülkelerinin idaresinde, birtakım faaliyetlerin yönlendirilmesinde etkili olmuştur. Buna geniş bir şarkiyatçı heyeti tarafından Avrupa’da hazırlanan daha sonra belli başlı İslâm ülkelerinde tercüme edilerek yayınlanan İslâm Ansiklopedisi’ni misal verebiliriz. Bu ansiklopedi en büyük İslâm ülkeleri olan Türkiye, Mısır, Pakistan ve İran’da bu ülkelerin dillerine çevrilerek yayınlanmıştır. Böylece Arapça yayınlanmasıyla

Katar’dan Fas’a kadar geniş bir coğrafyaya, Türkçe yayınlanmasıyla en az 200 milyon okuyucuya ve Urduca yayınlanmasıyla yaklaşık 300 milyonluk bir Hind alt kıtası Müslümanlığına hitap etmiş oluyor. Bu ansiklopedide müsteşrikler İslâm’ın çeşitli meselelerini kendi açılarından irdelemektedirler. Ansiklopedinin uslûbu modern, konuları tertipli olduğundan ayrıca entelektüele hitap edecek tarzda hazırlandığından, bunu okuyan aydınları ilk anda tatmin edecek ve ilmî esaslara dayalı olduğu kanaati uyandıracak bir meziyeti bulunmaktadır. Bu 15 büyük ciltlik eserin, devlet desteği ile yayınlanmasının arkasında bir şeyler bulunmalıdır.

Meselâ ciddî dinî hiçbir eserin yayınlanmadığı bir dönemde böyle bir eserin, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanması, çok ucuz bir şekilde Türkiye’nin her tarafında bulunan M.E.B. kitabevlerine gönderilmesi, ister istemez insanın dikkatini çekmektedir. Şu hâlde bunun arkasında, Avrupalı’nın; İslâm’ı kendi bakışıyla öğretme isteği yatmaktadır. Bu ansiklopedi Türkçeye ve Urducaya tamamen çevrilmiştir. Ama öğrendiğimiz kadarıyla Arapçası ile Farsçası yarım kalmıştır. Fakat mühim olan, bütün İslâm âlemine şarkiyatçıların bakış tarzını aksettiren böyle önemli bir eserin empoze edilmesidir. Müslümanlığı öğrenmek için bu eseri alan bir kimse, onu okuduktan sonra, İslâm’ın temel meseleleri ile ilgili bir yığın şüphe ile karşı karşıya kalacak ve bunların üstesinden de gelemeyeceği için, kendi hüviyetini de kaybedecektir.

 

İslâm Ansiklopedisinin Önemi

Bu ansiklopedi ile onun yankıları hususunda biraz daha bilgi vermekte fayda vardır. Encyclopedie de l’Islam (veya The Encyclopaedia of Islam) uluslararası ortak bir teşebbüs sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu eser Batı’da XIX. yüzyılın son yarısında yoğunluk kazanan oryantalizm faaliyetleri yardımıyla, XX. yüzyılın birinci yarısına yayılacak şekilde uzun süren çalışması neticesinde ortaya konulan en önemli üründür. Bu sebeple, daha sonraki yıllarda çeşitli edisyonları yapıldığı gibi, ilgili ülkelerdeki bazı kuruluşlar tarafından Türkçe, Arapça, Urduca ve Farsça’ya da çevrilerek yayınlanmıştır. Öyle bir ansiklopedinin hazırlanması fikri, önce 1892 senesinde Londra’da yapılan Uluslararası Şarkiyatçılar Kongresi’nde gelişip kararlaştırılmıştır. Bu toplantıda William Robertson Smith, İslâm Ansiklopedisi teklifini ortaya attı. Görüşmeler sonucunda teklif uygun bulunarak onun başkanlığında on iki üyeli bir hazırlık komitesi kuruldu. Bir süre sonra Smith’in ölümü üzerine, müteakip kongrede yerine Ignaz Goldziher görevlendirildi. Ancak 1897’de Paris’te yapılan kongrede Goldziher istifa edince onun yerine Martin Theodor Houtsma seçildi. Aynı toplantıda aralarında Barbier de Meynard, Michael Jan de Goeje ve Ignazio Guidi gibi ünlü isimlerin bulunduğu İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan, Rus, Macar, Avusturyalı ve Hollandalı ilim adamlarından meydana gelen yeni bir komite teşkil edildi. Hazırlanan örnek fasikül Roma’da yapılan kongrede benimsendi ve o sıralarda yeni kurulmuş olan İnternational Association of Academies’in (Uluslararası Akademiler Birliği) 1901’de Paris’te yaptığı ilk toplantısında; Leipzig, Münih ve Viyana akademilerinin teklifleri üzerine ansiklopedinin yayımlanması kabul edildi. Böylece kendi alanındaki en yüksek uluslararası ilmî teşkilât tarafından da onaylanmış bulunan projenin yayın hazırlıkları aşamasına gelindi. M. J. de Goeje’in başkanlığında bir yönetim kurulu ve alt komisyon oluşturuldu. Bu komisyon çalışmalarını 1902’de tamamladı. Ansiklopedi Almanca, Fransızca ve İngilizce olarak yayımlanacak fakat madde başlıkları Doğu dillerinde, çoğunlukla da Arapça olacaktı.

Projenin gerçekleşme aşamasına gelmesi üzerine, başta Hollanda olmak üzere sömürgeci Avrupa devletlerinin hepsi, bu devletlerin sömürge genel valilikleri ve deniz aşırı ticaret şirketleri, ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’ndekiler de dahil din ağırlıklı öğretim veren bazı üniversitelerle çeşitli misyonerlik kuruluşları, ansiklopedinin masraflarını karşılamayı taahhüt ettiler. Ansiklopedinin basım ve yayın hakkı, 1683 yılından beri İslâm araştırmaları yayımlamakla ünlü, Hollanda’nın Leiden şehrindeki E. J. Brill Yayınevi’ne verildi. 1939’da 6176 madde hâlinde tamamlanan bu eser 1939’da sona erdi. 5 cilt olan bu ansiklopedinin 1987’de First Encyclopaedia of Islam adıyla 9 cilt olarak tıpkı basımı yapıldı. Gibb ile Kramers tek cilt hâlinde İngilizce özetini çıkardılar.2

İslâm Dünyasının Ansiklopediye Bakışı

Bu ansiklopedi, XIX. asrın son yarısında sömürgecilik faaliyetlerine paralel olarak yoğunlaştırılan şarkiyat çalışmalarının ürünüdür ve hazırlanmasının asıl amacı başta Hollanda, İngiltere ve Fransa olmak üzere, büyük sömürge imparatorluklarının hakimiyeti altında bulunan İslâm toprakları hakkında güvenilir bilgi toplamak ve buralara gidecek görevlilere yardımcı olmaktır. Maddelerin planlanmasının bu gözle yapıldığı anlaşılmaktadır. İslâm diniyle doğrudan ilgili maddelerde ise, bazen şarkiyatçılığının yanında rahip olan yazarlar, konuyu misyonerce bir tutumla ele almışlar ve eleştirel yaklaşım adına en başta vahyi inkâr ederek, Hazreti Muhammed’in, İslâmiyet’i, Yahudi ve Hıristiyan din adamlarından öğrendiği bilgilerle kurduğu, bu sosyal hareketin daha sonra başka çalışmaların da eklenmesiyle din hâline geldiği izlenimi verilerek, temel İslâmî kavramlar hakkında şüphe uyandırmaya çalışmışlardır. En temel üç konu olan Allah, Kur’ân ve Muhammed maddelerinde bile bu bağnazlıkları kendisini gösterir. Tenkit edilen daha başka yönleri de vardır.

Dört dilde başlayan tercümelerden ikisi tamamlanmıştır. Urduca çevirisi Lahor’da Pencap Üniversitesi tarafından 1960-1989 döneminde 23 cilt hâlinde tamamlanmıştır. Türkçesine ise, I. İnönü hükümetinin Maarif (şimdi Milli Eğitim) Vekili Hasan Ali Yücel’in, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne gönderdiği 9 Mayıs 1939 tarihli talimatıyla başlanmıştır. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi’nde kurulan heyet 1940’da ilk fasikülü çıkarmış ve bu çalışma 1987 yılında 15 cilt hâlinde tamamlanmıştır. Türk dünyası ile ilgili maddelerdeki eksik ve yanlışlar tamamlanmaya ve giderilmeye veya yeniden yazdırılmaya çalışılmıştır. İslâmî maddeler ise genelde sadece tercüme edilmiş, bariz hatalar bazı dipnotlarla düzeltilmiş, yalnız en sondaki bir-iki ciltte ise yeniden kaleme alınmıştır. Sayı itibariyle, ansiklopedi maddelerinin üçte ikisi tercüme, üçte biri telif şeklinde neticelenmiştir. Sayfa hacmi bakımından ise, telif kısmı daha fazladır. Arapça tercümesi 1933’te Kahire’de başlamış, 15 cilt hâlinde yarım kalmıştır. Arapçasında da tashih ve ilâveler yapılmıştır. 1948’de başlatılan Farsça tercüme de neticelenmemiştir ama ansiklopedinin yeni neşrinin Farsçaya çevrilmesi devam etmektedir.3

Yeni İslâm Ansiklopedisi

The Encyclopaedia of Islam (veya Encyclopedie de l’Islam) new. Ed. EI adıyla yayımlanmaktadır. İkinci Dünya Savaşından sonra sömürge imparatorlukları yıkılmış ve onların İslâm ülkeleri üzerindeki siyasî hakimiyetleri sona ermişti. Ansiklopedinin birinci neşrinde kendini gösteren sömürgecilik havası, Batılılar tarafından bile eleştirilmişti. En dikkati çeken taraf, yüzlerce madde yazarı içinde, bir tek Müslüman ilim adamının bulunmayışı idi.4 Bu durum, savaş sonrası benimsenen, milletlerin eşitliği ve uluslararası ilişkilerin karşılıklı saygıya dayanması ilkelerine de ters düşüyordu. Artık uluslararası bilimsel şarkiyat kongrelerine başta Türkiye olarak çeşitli İslâm ülkelerinden de ilim adamları katılmaya başlamıştı. Neticede ilgililer ansiklopediyi yeniden ele almak ihtiyacını duydular. Bu defa International Association of Academies’in yönetiminde ve yine E. J. Brill Yayınevi tarafından basılmak üzere, hataları düzeltilmiş, eksikleri giderilmiş yeni ansiklopedi 1954 yılında yayınlanmaya başladı. Bu sefer yalnız İngilizce ve Fransızca yayınlanması ve Müslümanlardan da icra komitesinde yardımcı üyelerin yer almaları uygun bulundu. Bu ansiklopedinin son olarak 2000 yılında X. cildi çıkmış olup en son yer alan maddesi “Uzun Hasan” olmuştur. Eserin yayını devam etmektedir. Toplam madde sayısının on binin üzerinde olacağı öğrenilmiştir. İlk neşre oranla hacmin genişlemesi, hem madde sayısının artırılmasından, hem de mevcutların daha ayrıntılı hâle getirilmesinden ileri gelmektedir. Maddelerin çoğu yeniden yazdırılmıştır. İlk neşrinde görülen İslâm’ın temel kavramlarına yönelik art niyetli ve taraflı bakış açısı, yeni neşirde de büyük ölçüde devam etmekte ancak bazı maddelerdeki yanlış bilgi ve asılsız iddialara bu neşirde daha az rastlanmaktadır.5 Bazı tenkitlere rağmen, bu yeni neşir, birincisinden çok daha ileri seviyede ilmî bir eserdir ve özellikle araştırmacılar için vazgeçilmez bir kaynak durumundadır.

 

Dipnotlar

1- B. Lewis’in Türkçeye çevrilen eserleri, Tarihte Araplar, Modern Türkiye’nin Doğuşu, İstanbul Osmanlı Uygarlığı, İslâm Tarih, Kültür ve Medeniyeti, Müslümanların Avrupa’yı Keşfi, İslâm’ın Siyasal Dili, Çatışan Kültürler: Keşifler Çağında Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler.

2- Shorter Encyclopaedia of Islam, Leiden 1953.

3- O. Köprülü, İslâm Ansiklopedisi md., Diyanet İslâm Ansiklopedisi, c. XXIII, s.43-46.

4- Nitekim çok daha sonraki dönemlerde de Müslümanlarla ilgili önemli toplantılara bile Müslüman bilim adamlarının davet edilmedikleri bir vakıadır. Ezcümle, “İslâm Tarihinde Klasik Dönem ve Kültürel Gerileme” (Fransa, Bordeaux, 25-29 Haziran 1959), “İslâm’ın Özümsenmesi” (Fransa, Strasbourg, 12-14 Haziran 1959), “İslâm Sosyolojisi” (Belçika, Brüksel, 11-14 Eylül 1961) gibi uluslararası toplantıları düzenleyen müsteşrikler bunlara bir tek Müslüman’ı bile davet etmemişlerdir. Nitekim Jacques Berque bu duruma dikkat çekmiş ve bundan dolayı teessüflerini belirtmiştir. (Suat Yıldırım, Mevcut Kaynaklara Göre Hıristiyanlık, s.421)

5- Kemal Kahraman, Encyclopaedia of Islam md., Diyanet İslâm Ansiklopedisi, XI, 181-184.

Author: Prof.Dr. Suat YILDIRIM - min read. - Post Date: 07/07/2020