Fatiha sûresi, 4: Sadece Allah'a Kulluk





Author: Osman KARYAĞDI - min read. - Post Date: 02/12/2019
Clap

Kur’an okuyan insan, Allah ile konuşmaktadır. Fatiha okurken O’nun huzurunda, önce belli hususiyetleriyle O’nu zikreder, sonra da doğrudan O'na hitab eder...

Allah’ın talimi/öğretmesi ile Kur’an okuyan insan, O’nun huzurunda, önce belli hususiyetleriyle O’nu zikrediyor. Bu kısım üçüncü tekil şahıs olarak “O” ifadesiyle seslendiriliyor. Fatiha’nın girişinde Cenâb-ı Hakk’ı tanıyan mü’min artık huzura gelmeye hazır oluyor.

Üslup değişiyor; sanki Allah, Kur’an okuyan kimseye artık bana “Sen” diyebilirsin izni veriyor. Mü’min de bu duygu ile Cenab-ı Hakk’a إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ diyor: Ya Rabbi, korktuğum, endişe ettiğim, beklentilerimin olduğu pek çok merci var; bu konuda ben yalnız da değilim. Ama benimle aynı duyguyu paylaşan bütün Müslümanlar olarak açıkça “Ancak Sana kulluk yapar, Senin emrettiğin şekilde ibadet eder; öncelikle ve özellikle nefse zor gelmesine karşılık ibadette devamlı olabilme adına Senden yardım isteriz…” şeklinde durumumuzu arz ediyoruz.

İbadet, kulluk yapmak, yani hayatı birinin emir-yasak, istek ve talimatlarına göre planlamak manasına gelmektedir. Buna göre insan, kendi arzularına, hevâsına, şehvetine kulluk yapabildiği gibi ilerisi adına beklentileri de kulluğunu şekillendirebilmektedir. Bir hadisi şerifte Allah Resûlü (aleyhisselam) şöyle buyurur:

Gök kubbe altında Allah’tan başka kulluk yapılan şeyler içinde her istediğine uyulan hevâdan (aşırı arzu, istek, şehvet ve tutkulardan) daha dehşetlisi, daha büyüğü yoktur.” (Taberânî, Mu’cemu’l-kebîr, 8/103)

Meşru istek, arzu ve beklentiler ile Allah’ın açık ve sarih emri zıtlaşıp çatıştığı zaman yapılan tercih, insanın neye -muvakkat da olsa- kulluk yaptığını belirler.

Author: Osman KARYAĞDI - min read. - Post Date: 02/12/2019